Zafer Partisi'nin tutuklu yargılanan Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, kendisine ait X hesabından AK Partili Metin Külünk'ün 21 Mart tarihinde yaptığı bir paylaşımını alıntılayarak Külünk'e yaptığı hitap dikkat çekti. Özdağ'ın kullandığı nazik üsluba Külünk de aynı nezaketle yanıt verirken, karşılıklı paylaşımlar bazı çevrelerde soru işaretleri uyandırdı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, paylaşımında şu satırlara yer verdi:
"Sayın Külünk,
Yazınızı büyük bir üzüntü ile okudum. Sanki bu ülkede Cumhur Milleti ve Muhalefet Milleti adlı iki düşman millet var ve ülkeyi ele geçirmek için mücadele ediyorlarmış gibi düşünmenize üzüldüm ve şaşırdım. Birçok fikrinize katılmasam da sizin vatanını seven, gerektiğinde partiniz ile ilgili eleştirilerini yüksek sesle dile getirebilen bir siyasetçi olduğunuzu düşünmüşümdür.
Sayın Külünk,
Anadolu’da bir tek millet yaşıyor. Hepimizin kulağına doğduğumuz zaman ezan okunuyor, hepimizin ellerine kına yakılıyor. Bunca gerilime rağmen 6 Şubat gibi büyük felaketlerde milletimiz tek vücut haline geliyor. Hangi partiye oy verirsek verelim. Biz Türk Milletinin mensupları, evlatlarıyız.
Peki, bugün sizi endişelendiren “Turuncu Devrim” iddiası ile olağanüstü hâl rejimi talebini gündeme getirmenize yol açan olayların gerçek nedeni nedir biliyor musunuz? “Türkiye’de hukuk yok yalanı” insanları sokağa döküyor diyorsunuz.
Sayın Külünk,
Size bu açıklamayı yaptırtan olayların gerçek nedeni ironik biçimde sizin “Türkiye’de hukuk yok” cümlenizde saklı. Ancak Türkiye’de iki hukuk var. İktidara yakın olanlara uygulanan hukuk ve muhalefete uygulanan düşman ceza hukuku. Mesela bir AK Partili “Seçimleri kaybedersek Belgrad Ormanlarına gömdüğümüz silahları çıkarırız” diyor ve savcılık soruşturma başlatmıyor. Bunu herhangi bir muhalefet partisi mensubu söylese idi tutuklanırdı.
Size birçok farklı örnek verebilirim. Ancak en yakın örnek benim. Antalya’da yaptığım konuşmayı okuyun. En küçük bir hakaret yok. Gözaltına alındım. 25 polis lokantayı bastı, yemek yerken gözaltına aldılar. 7 ay önce Kayseri’de gerçekleşen ve bir tek Zafer Partilinin gözaltına alınmadığı, suçlanmadığı olayları kışkırtma iddiası ile tutuklanmaya sevk edildim. Savcı kanıt olarak bazı eski Zafer Partililerin olaylardan 13 gün sonra attığı ve olaylardan 6 ve 2 ay önce atılmış X’leri gösterdi. Bu X’lerin hepsi takipsizlik almıştı. Kayseri Başsavcılığı 7 aydır kapalı mıydı Sayın Külünk? Kayseri Başsavcılığının 7 aydır görmediği Ümit Özdağ’ın Kayseri olaylarını tahrik ettiği hususunu nasıl olmuştu da İstanbul Başsavcılığı 21 Ocak sabahı 09:15’te görmüştü? Başka örnek ister misiniz? Kamuoyu kendi şirketinden bakanı olduğu Ticaret Bakanlığı’na alımlar yapan bakanlar gördü bu iktidarın devrinde. Kamuoyu partinizin kurucularından bir eski Meclis Başkanının bir eski Büyükşehir Belediye Başkanını Ankara’yı “parsel parsel” satmakla suçladığını duydu, gördü ama tek bir Cumhuriyet Başsavcısı bu haberleri, ihbarları duymadı, görmedi, soruşturma konusu etmedi.
Özetle Türkiye’de 2 hukuk var. Ben ve benim gibi milyonlar nasıl hissediyoruz size anlatmalıyım. Biz kendimizi 1970 öncesinde ABD’nin güney eyaletlerinde yaşayan Amerikalı siyahiler gibi hissediyoruz. Anayasa ve yasalar karşısında sadece kâğıt üzerinde eşitiz. Mesela Anayasa Mahkemesi bir muhalif lehine karar alırsa uygulanmıyor Metin Bey. Veya kabul ettiğimiz, devlet olarak hukukumuzun parçası olarak kabul ettiğimiz uluslararası hukuku, AİHM kararlarını iktidar uygulamıyor. Metin Bey, hukuk var ancak 2 farklı hukuk var.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün tutuklandı. İddia yolsuzluk. Dosyayı bilmiyorum. İddialar doğru mu bilmiyorum. Ancak birçok AK Partili siyasetçinin bile yüzlerce defa suçlamalarda bulunduğu Ankara Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili soruşturma açılmadan Ekrem İmamoğlu ile ilgili dava açılmasının adil olmadığına inanıyorum. Babası milliyetçi, muhafazakâr, eski MHP’li olan Trabzon’un evladı Ekrem İmamoğlu’nun Türkiye İttifakı politikasını ben seçim döneminde sert şekilde eleştirmiş bir politikacı olarak Sayın İmamoğlu’nun terör örgütü ile ilişkili olduğuna inanmıyorum. Milyonlarca insan da inanmıyor ki, ellerinde Türk bayrakları ile sokağa çıkıyorlar.
Metin bey,
Adalet mülkün temelidir. 2 farklı adalet uygulaması devletin temelini ortadan kaldırır. Devletin dini adalettir. 2 farklı adalet devleti dinsiz yapar. Sokaklarda çoğu 2002 sonrasında doğmuş olan, anne ve babaları belki AK Partiye oy vermiş olan bu gençler Turuncu Devrim değil, adalet ve liyakat istiyorlar. Aynı sizin hasta olduğunuzda en Ak Partili doktoru değil en iyi doktoru istediğiniz gibi. Onları olağanüstü hâl rejiminde biber gazı ile körleştirilecek, tomalardan fışkırtılan sular ile yerlerde süründürülecek, tanklar ile ezilecek düşmanlar olarak görmeyin. Onlar AK Partili gençler gibi bu ülkenin evlatları ve sizin de çocuklarınız, torunlarınızdır. Bu ülkenin normalleşmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli şey tek hukuk ve muhalefetin 2. sınıf yurttaş olmadığını hissetmesidir.
Selamlarımla..."
Metin Külünk ne demişti?
AK Partili Metin Külünk, 21 Mart 2025 tarihli gönderisinde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına yönelik gerçekleşebilecek gösterilere dikkat çekerek şu ifadelere yer vermişti:
"Tanzimat'tan bu yana bu ülkeye dayatılmak istenen Batılılaşma modeli Ankara'da etkin olsa da Anadolu'da etkin olamadı. Milletimiz bu sürece hep direndi. Çünkü Anadolu vahdet merkeziydi; Anadolu, farklılıkların birliği ilkesinin odağıydı. Anadolu ile Ankara arasındaki mücadelede Anadolu hem tasavvufi hareketler, hem fikri hareketler, hem de siyasal hareketlerin içinde ya da siyasal hareketleri dışarıdan organize ederek hep direndi, itiraz etti ve büyük bir yürüyüş başlattı. Farklı zamanlarda akamete uğrasa da daima ayakta kaldı.
Ahlâk-maneviyat ilkesi çizgisinde Türkiye'nin bağımsızlığı ve küresel ölçekte yeniden var olabilmek iddiasını AK Parti iktidarı ortaya çıkardı. AK Parti'yi ortaya çıkaran sosyolojinin temellendiği yer burasıydı aslında, ancak son dönemde ciddi anlamda yaşanan travmalar sonucunda insanlar mutsuz, kırgın ve küskün halde kenara çekilmeye başladılar.
(…) Türkiye üzerinden küresel ölçekteki büyük hesaplaşma ile karşı karşıyayız. Bir tarafta Türkiye ile Rusya'yı savaştırıp her iki ülkeyi de çökertmek isteyen, bu anlamda beraberinde Amerika'yı da düşürmek isteyen akıl, Türkiye ve İran'la birlikte Arzı Mevud hayalini kurduğu haritayı gerçekleştirmek istiyor. En sert eleştirilerde de bulunabiliriz, ama söz konusu ülkemizin karşı karşıya kaldığı büyük tehditler olduğunda, biz sağımıza ve solumuza bakmadan, tereddütsüz var olan insanlarız.
Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun yönetemediği İstanbul çaresiz kalmış güya. İstanbul şüphesiz çok daha iyi yönetilmeyi hak eden bir şehir. Bu şehri yönetecek kadrolar mevcuttur ve hiç tereddütsüz, çok kısa bir süre içerisinde bu şehir daha iyi yönetilen bir noktaya gelecektir. Bu şehir bu iradeye sahiptir. İşte bu süreçte, Tanzimat’tan bu yana verilen büyük mücadelenin her bir noktasında olmuş bütün siyasal ve fikrî hareketlere sesleniyorum: Bugün bir kez daha doğrudan hedef, (Cennet Mekân Abdülhamid Han'ın Arzı Mevud hayali kuranları hedefinde olması gibi) Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır.
Bir anlamda Erdoğan'ı düşürdüklerinde, Türkiye'yi çok daha kolay şekilde Büyük İsrail projesinin parçası haline getireceklerine inanıyorlar. Vakit, Türkiye'nin bağımsızlığı vaktidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilelebet payidar olması, milletimizin birliği, dirliği ve Anadolu’muzun bütün eksiklikleri aşarak yeniden vahdet aklıyla hareket ederek hayata bakacağı bir Türkiye’yi bugün gerçekleştirmek son derece mümkün.
Olanları seyretmiyoruz. Toparlanıyoruz. Bir yere gitmiyoruz!"